31 Ağustos 2011 Çarşamba

sorun sen de değil, ben de...

"selam ben ilse, şu anda 24 yaşındayım ve fazla mükemmelliyetçiyim", şu an türkiye'de adsız alkolikler benzeri bir oluşum yapılsa, yuvarlayıp sandalyeleri dizsek ve bir çember yapsak sıra bana geldiğinde söyleyeceğim tek şey bu olurdu.

mükemmelliyetçi olduğum için, aynı zamanda depresif, self egosu sürekli hasar alan, anoreksik, blumik, intihar eğilimli, dengesiz, narsist, egoist ve borderline belirtileri gösterebiliyorum.

uzun bir zaman dilimi boyunca, ki çocukluğumdan itiaren sanırım; insanlara bağırıp çağırırken, dönemsel insanları ısırırken falan düşündüm(özellikle insanları ısırmaktan neden orgazmik zevkler alıyorum diye düşündüm ama ona cevap bulamadım; ağzım sulandı şimdi, neyse...) dedim ki, barbie senin sorunun ne?

tabi amcık gibi hiçbir cevap bulamadım, bari dedim psikoloji dersi falan alayım.

neyse...

şöyle bir gerçeklik var, ben çocukluğum boyunca hep en iyi, en zeki, en uslu, en idealden de ideal olan evlattım. "en" olmak beklentileri arttırdığından mı bilmiyorum, başarabileceğimi gördüğüm hiçbir şeye hevesim kalmadı yıllar içinde...

dışardan en mükemmel göründüğüm zamanlar, kendime en çok zarar verdiğim zamanlarmış ironik olarak... bir moda ikonuymuşcasına -1 beden etrafta salınıp, her gün kuaföre gidip, saç yaptırıp, makyajsız gezmez iken beslenmediğim gerçeğini, üzerine abuk ilaçlar kullandığım gerçeğini düşünüyorum, bedensel mükemmellik... o kadar hüzünlü ki...

hiçbir şey asla mükemmel olmuyor...

insanlar bile...

o kadar zaman çabaladığım mutlu etmek için uğraştığım insanlara bakıyorum. onların çabalarının manasızlığına bakıyorum...

aslında çabalamayı gereksiz görüyorum sonra...

elde etme isteğini, hırsı...



her şeyi...

saçma salak yürüdüm bugün ağlayarak, belki geçer dedim, geçmedi.

neye hüzünlendim bilmiyorum.

saçlarımı kestirme, kendi rengine boyatma ve sonsuza kadar altımda şortla cenin pozisyonunda yatmak istiyorum..

her şeyde en iyi olmak, yaptığını kusursuz yapmaya çalışmak derken tek zarar verdiğin kendin oluyorsa niye çabalıyorum?

neyi değiştiriyorum?


ya da ne elde edeceğim yine...






başkalarının mutlu olma temalarını çalardım eskiden, yakınımda kim varsa, atıyorum aysun parayla mutlu oluyorsa deli gibi para kazanmaya çalışırdım ki çok param olunca mutlu olacağım gibi bir sanrım olurdu, sonra bakıp bir şeye yaramadığını görünce bir haftalık bir depresyona girip evden çıkmadan yaşar giderdim...

stabil olmayı becerebilmek isterdim.

isyan ettiğim geleceği belli minik orta sınıf insanlardan olmak...

hem eminim camlarında beyaz çiçekleri olan saksıları da vardır ve kedileri de tüy döktükleri için beslemezler...