8 Aralık 2012 Cumartesi

Aşık olunmaması gereken adamlar veya kanatlarını yakacak bir güneşe uçmak...

Her şeyi kontrol etmeye çalışırım ben hayatımda, alışveriş ritüellerim, tanıştığım insanların hareket ve davranış limitleri, tepkileri, benimle kurabilecekleri iletişim seviyesinden; eve temizliğe gelen kadının evi temizleme sıralamasına kadar her şeyi kontrol ederim hayatımda...
Kontrol edemediklerimi de hayatımdan çıkartırım, düzenli kullandığım taksicinin yılışık bir davranışını gördüğümde üzerini çizmem için on saniye yeterlidir, işim düşse de aramam... 
Ben buyum diyorum çünkü aslında insanlara her anında iletişimimizin... Ben buyum, benimle arkadaş olacaksan, lütfen bana yalan söyleme mesela... Bana her şeyi anlatmak zorunda değilsin, söylememekle, yalan söylemek arasında söylememeyi tercih etsin istiyorum arkadaşlarım. Benim bir arkadaşımla samimiyetim asla çat kapı evime gelebilmesine sebep olmamalı mesela...Asla kimsenin kapısına aramadan dayanmadığımdan dayanılmasına tahammül edemem sanırım.

Bu yüzden üzerini çize çize, 100'ü 30'a, 30'u 5'e indire indire sonunda üç beş kişi kalıyor hayatında...

Çünkü malzeme belli... Ben buyum... Yapacak bir şey yok... Alıyorsan beni böyle al, almıyorsan güle güle demekten insanlara, alttan almamaktan, özür dilememekten işte böyle odun oluyormuş aslında insan...

Yıllardır blog yazmadım, hep açtım bu bloğu ve başlıkları atıp kapattım, başlıkları atıp kapattım. İlk defa yazıyorum seneler sonra... Hani aslında yazma sebebim de düşünemediğim şeyi belki yazarken anlatırmışım gibi geldiğinden kendime... 

Her insanın kaçacak yeri olmalı, duygularından, düşüncelerinden, sorunlarından, gelecek kaygılarından...

Hepsini kenara bırakıp kalabildiği bir yer olmalı...

Bunu keşfedince insan, sürekli kaçmak istiyor sanırım. Hep kaç hep kaç derken de düşünmen gereken zamanda ortada kalıyorsun öylece... düşünme yeteneğini kaybetmişcesine, gözlerin fal taşı gibi açık...

Ee sonra fark ediyorum ki ben hep böyleydim... Aklıma bak sen bana odun diyorsun ama ben senden önce dedim kendime odun demek istiyorum, Hatta blogum da var "ikili ilişkilerde bir trajediyim resmen" diye... Daha benden ne bekliyorsun?

Kadınlar hayatlarında kalp sıkışıklığı hissettiğinde yürürler-yoga yaparlar-alışveriş yaparlar illa bir şeyler yaparlar... Çeşitli olabilir... 

Benim bildiğim erkekler duygusal karmaşıklık yaşadıklarında veya benim duygusal öküzlük dediğim allahım bi şey hissediyorum ama hissetmek neymiş odunlukları yavaştan törpülenmeye başladığında balık tutarlar!

Evet balık tutarlar... Erkekler için balık tutmak bir meditasyon aracıdır... denize açılan bir erkeğin oradan asla aynı dönmesini beklememek gerekir...

Balığa çıkan erkek bir telaşlandırır o yüzden beni, düşüncelere sevk eder... Döndüğünde onda ne bulacağıma dair...

benim elime ne olta yakıştığından ne de hindi gibi düşünsem de bunca yılda duyguları ifade etme konusunda bir arpa boyu yol kat edemediğimden bırakmıştım bu işleri... 

Hangi işleri dersen? toptan aşk meşk işlerini...

odunum ya, kendim gibi bir odun bulurum da sürtünürken alev alırız maazallah tüm orman yanar gider diye korkuyordum.



şimdi bloğa gelirsek... 


Selam ben ilse, 25 yaşındayım ve birisi bana ilanı aşk ettiğinde gözlerimi fal taşı gibi açıp içimden hassiktir diyorum.

Odun halimle bile hislerimi anlayabilecek birilerinin olması ihtimalini hiç hesaba katamadan... 

Kütüklüğüme yarışır bir şekilde bunun gelişini hiç fark edemeden dikiliyorum... oturuyorum aslında.. 

Nasıl ya, diyorum.... Ee hiç çaktırmadım ki ben?

Çaktırmışım işte... 


Belki bu yüzden kendimden zeki ve cesur adamlara aşık olmakta sakınca görmüyorum.